Türkçe English Русский العربية
Kurumsal Steelife Teknolojisi Projelerimiz İmalat / Montaj Referanslarımız Bizden Haberler İletişim
Fuar Haberleri
Sektör Haberleri

Sektör Haberleri

Depremzedelere kalıcı konut olarak “çelik ev” önerisi

Van’daki depremzedeler için Vefa Group’un hafif çelik yapı markası Steelife tarafından üretilen çelik evler, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından da beğenildi. Steelife’ın Genel Müdürü Mimar Bülent Aydın, Van’da kalıcı olarak yapılması önerilen çelik evlerin örneğini iki günde kurduklarını söyledi. “Örnek konut, 100 metrekare 3+1 olarak, dört çocuklu bir ailenin yaşayabileceği şekilde tasarlandı” diyen Aydın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın örnek konutu incelediğini ve çok beğendiğini kaydetti.

Örnek konutu inceleyen Başbakan Erdoğan, çelik evlere tam not verdi.

Depremzedelere kalıcı konut olarak Depremzedelere kalıcı konut olarak

Van’daki depremzedeler için kalıcı konut olarak hafif çelik konstrüksiyondan inşa edilen konutlar öneriliyor. TOKİ’nin kalıcı konut alternatiflerinden biri olarak incelediği ve özellikle Van’ın köylerinde inşa edilmek üzere projelendirilen çelik evler, hızlı ve pratik olarak kurulabiliyor. Depremzedeler için önerilen çelik evlerin bir örneğini geçtiğimiz günlerde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da gezdi. 

Türkiye’de ilk hafif çelik sistem binayı kuran Steelife’ın Genel Müdürü Mimar Bülent Aydın, Van’da kalıcı olarak yapılması önerilen çelik evlerin örneğini sadece iki günde kurduklarını söyledi. “Örnek konut, 100 metrekare 3+1 olarak, dört çocuklu bir ailenin yaşayabileceği şekilde kuruldu” diyen Aydın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın örnek konutu incelediğini ve çok beğendiğini kaydetti. Aydın, “Kalıcı olarak önerilen çelik evlerin, sağladığı avantajlar sayesinde Van için ideal bir alternatif olacağını düşünüyoruz” dedi. 

Denetimsizlik sorunu yok
Çelik yapıların üretiminin önemli bir bölümünün fabrikada tamamlandığına işaret eden Bülent Aydın, “Fabrikada teknik uzmanların gözetiminde, mühendisliğin öne çıktığı ve bu sistemin yaygın olarak kullanıldığı gelişmiş ülkelerden Türkiye’ye getirilerek yerel standartlara uyarlanan, tamamen bu sistem için özel olarak tasarlanmış otomatik makinelerde yapılan üretimler sayesinde hatalar neredeyse sıfırlanıyor. Dolayısıyla bugün klasik sistemlerle inşa edilen yapılarda karşımıza sorun olarak çıkan standartlara uyulmaması, denetimsizlik problemi de ortadan kalkıyor. Binanın şantiyedeki üretim sürecine sadece montaj ile devam ediliyor. Montaj süreci ise fabrikadan giden parçaların birleştirilmesinden ibaret oluyor. Ve şantiyede herhangi bir kişinin inisiyatif kullanma imkanı ortadan kalkıyor. Böylece bir yapının üretim serüveni, belirsizliklerle dolu bir macera olmaktan çıkıyor” diye konuştu. 

Hızlı ve kolay kurulabiliyor
Çelik yapıların yüksek üretim ve kurulum hızı sayesinde özellikle afetler sonrasında afet bölgesinin yeniden yaşama dönmesine büyük katkı sunabildiğini belirten Bülent Aydın, fabrikadaki üretim hatlarında yapılan üretimin ardından şantiyeye sevk edilen binanın tamamen vida ve cıvata bağlantıları ile hızla kurulabildiğini kaydetti. Aydın, sözlerine şöyle devam etti:
“Burada 100 metrekarelik bir evin sadece 2 gün içinde ‘anahtar teslim’ olarak tamamlanabilmesinden bahsediyoruz. Ve bu süreç iklim koşullarından bağımsız olarak yürütülebiliyor. Ağır kış koşullarında ya da yazın ortasında iklimden bağımsız olarak kurulumlar gerçekleştirilebiliyor. Hafif çelik yapı sisteminin teknolojik altyapısı ve yüksek standartları ile üretilen binalar kurulduğu günkü sağlamlığını ömrü boyunca aynı değerde sürdürüyor. Yani mukavemetini kaybetmiyor. Böylece biz de çelik sistem ile üretilmiş binalarda yaşayan insanlarımıza tıpkı Japonya’da olduğu gibi deprem anında evlerinden çıkmamalarını öğütleyebiliyoruz. Çünkü evler o zaman çok daha güvenli hale geliyor. Biz hafif çelik yapı sistemi üzerinde 1999 yılından bu yana çalışıyoruz. Dünya çapında yürüttüğümüz araştırmalar sonucunda geliştirdiğimiz Türkiye’nin ilk hafif çelik yapı sistemli binasını 2000 yılındaki Yapı Fuarı’nda kurduk. Böylece Türkiye’de bu alanda bir yarışın da startını vermiş olduk. Bu süreç içinde Türkiye’de hafif çelik yapı sistemi ile proje üreten mimar ve mühendislerin yetişmesini sağladık. Bugün sektörümüz artık tüm bileşenleri ile çok yüksek kapasitelere ulaşan, yurtiçinde ve dünya çapında büyük projelere imza atan bir sektör haline geldi. Artık rekor sayılabilecek sürelerde, yüksek standartlarda, deprem karşı güvenliği olan konutlar, hastaneler, okullar, yurtlar, idari binalar üretiyoruz. Türkiye’de bu sistemin yaygınlaşması, yapı kalitesi, standardı ve konforunun yükselmesi için durmadan çalışıyoruz. Bu çerçevede üniversitelerimiz ile işbirlikleri yürütüyoruz, birlikte projeler yapıyoruz, öğrencilere eğitimler veriyoruz. Hafif çelik yapı sistemini kullanarak yeni ürünler geliştiriyoruz.”

“Depreme dayanıklı sistemle üretilen çelik yapıların sayısı artmalı”
Türkiye'deki yapılarda çelik kullanım oranlarının çok düşük seviyede bulunduğuna işaret eden Bülent Aydın, oysa Avrupa ve İskandinav ülkeleri ile Amerika, Kanada, Japonya ve Avustralya gibi gelişmiş ülkelerde çelik kullanımının oldukça yaygın olduğunu kaydetti. 

Neredeyse tamamı deprem kuşağında yer alan Türkiye için bina kalitesinin en önemli ayağını depreme dayanıklılığın oluşturduğunu vurgulayan Aydın “Hemen tüm gelişmiş ülkelerde ve özellikle Japonya gibi deprem kuşağında olanlarda çelik konstrüksiyondan oluşan taşıyıcı sisteme sahip binaların toplam bina stoku için önemli bir paya sahip olduğunu biliyoruz. Hatta Japonya’da tüm binaların bu sistemle inşa edildiğini söyleyebiliriz. Bunun için dünyanın en önemli çelik üreticilerinden biri olan ülkemizde de, kullanılan hammadde ve yarı mamullerin neredeyse tamamı yerli olan çelik yapıların daha sıklıkla kullanılması gerektiğini yıllardır sık sık dile getiriyoruz. Kullanılan hammadde ve yarı mamullerin tamamının sanayi ürünü olduğu hafif çelik yapı sisteminin Türkiye’de endüstrileşmesi için gayret gösteriyoruz” dedi. 

Çelik yapı sisteminin ahşap sistemden 21, betonarme sistemden ise 10 kat daha esnek olduğunu vurgulayan Bülent Aydın, “Her türlü zemine uygun olduğu gibi zemini deprem güvenliği açısından risk taşıyan bölgeler için vazgeçilmezdir. Hafiftir, özgül ağırlığı taşıdığı yüke oranla küçüktür. Yüzde 100 geri dönüşümlüdür. Tüm bu özellikler çeliğin sağlamlığını tartışılmaz kılar. Dolayısıyla çelik yapı sistemi kullanılarak üretilen yaşam alanlarının önemi göz ardı edilemez. Bu nedenle çelik yapıya daha fazla önem verilmeli, hatta teşvik edilmelidir” görüşünü kaydetti.

Çelik yapılar, denetimsizlik ve bina kalitesi sorunlarına karşı ideal bir çözüm

Steelife Genel Müdürü Bülent Aydın, Van’da yaşanan son depremlerden sonra teknolojik bir yapı sistemi olan çelik yapılara dikkat çekti. Aydın, hafif çelik yapı sisteminin deprem ülkesi olan Türkiye için vazgeçilmez olduğunu kaydetti. Çelik yapıların ön üretimli bir yapı sistemi olduğunu ve bina üretiminin en önemli bölümünün fabrikada tamamlandığını dile getiren Aydın, “Ön üretim sayesinde binanın taşıyıcı sisteminde kullandığınız malzemenin kalitesini ve malzemenin nasıl işlendiğini tamamen kontrol edebiliyorsunuz” dedi.

Çelik yapılar, denetimsizlik ve bina kalitesi sorunlarına karşı ideal bir çözüm Çelik yapılar, denetimsizlik ve bina kalitesi sorunlarına karşı ideal bir çözüm

Türkiye’de ilk hafif çelik sistemle üretilen binayı kuran Steelife’ın Genel Müdürü Bülent Aydın, Van’da yaşanan son depremlerden sonra teknolojik bir yapı sistemi olan çelik yapılara dikkat çekerek, deprem kuşağında yer alan Türkiye için hafif çelik yapı sisteminin vazgeçilmez olduğunu kaydetti. 

Neredeyse tamamı deprem kuşağında yer alan Türkiye için bina kalitesinin en önemli ayağını depreme dayanıklılığın oluşturduğunu söyleyen Bülent Aydın, tüm gelişmiş ülkelerde ve özellikle bu ülkelerden Japonya gibi deprem kuşağında olanlarda çelik konstrüksiyondan oluşan taşıyıcı sisteme sahip binaların toplam bina stoku içinde önemli bir paya sahip olduğuna dikkat çekti. Aydın, “Bunun için dünyanın en önemli çelik üreticilerinden biri olan ülkemizde de çelik yapıların daha sıklıkla kullanılması gerektiğini yıllardır sık sık dile getiriyoruz” dedi. 

Depo, hangar ve sanayi yapıları dışındaki yapılarda çelik kullanımının kısa bir zaman önce başladığı Türkiye'de çelik kullanım oranlarının çok düşük seviyede bulunduğuna işaret eden Bülent Aydın, oysa İngiltere, İskandinav ülkeleri, Fransa ve Almanya gibi gelişmiş ülkelerde çelik kullanımının oldukça yaygın olduğunu kaydetti. Aydın, “Hâlbuki çeliğin emniyet gerilmesinin yüksekliği sayesinde depreme en iyi karşılık veren malzeme olduğu gerçeği dikkate alındığında Türkiye’de inşaat sektöründe çelik kullanımı isabetli bir tercih olacaktır. Çünkü çelik, ahşaptan 21, betonarmeden 10 kat daha esnektir. Her türlü zemine uygun olduğu gibi deprem güvenliği açısından risk taşıyan zemine sahip bölgeler için vazgeçilmezdir. Hafiftir, özgül ağırlığı taşıdığı yüke oranla küçüktür. Yüzde 100 geri dönüşümlüdür. Tüm bu özellikler çeliğin sağlamlığını tartışılmaz kılar. Dolayısıyla çelik yapı sistemi kullanılarak üretilen yaşam alanlarının önemi göz ardı edilemez. Bu nedenle çelik yapıya daha fazla önem verilmeli, hatta teşvik edilmelidir” görüşünü kaydetti. 

Bina üretiminin en önemli bölümü fabrikada tamamlanıyor
Çelik yapıların ön üretimli bir yapı sistemi olduğundan bir sanayi ürünü niteliğinde olduğunu dile getiren Aydın, bina üretiminin en önemli bölümünün fabrikada tamamlandığını kaydetti. Aydın, şöyle devam etti:
“Ana taşıyıcıda kullanılan ve hem taşıyıcı hem de duvar olarak sistemde yerini alan malzemeler tamamen galvanizli yapı çeliği levhalarından üretiliyor. Buna göre proje ve statik hesap süreci de bu sistem için özel olarak geliştirilmiş yazılımlar sayesinde tamamen teknolojik olarak ve hızlı bir şekilde gerçekleştiriliyor. Fabrikada teknik uzmanların gözetiminde, mühendisliğin öne çıktığı ve bu sistem için özel olarak tasarlanmış tamamen otomatik makinalarda yapılan üretimler sayesinde de hatalar neredeyse sıfırlanıyor. Dolayısıyla bugün karşımıza sorun olarak çıkan standart yoksunluğu, denetimsizlik problemi ortadan kalkıyor. Özetle ön üretim size binanın taşıyıcı sisteminde kullandığınız malzemenin kalitesini ve malzemenin nasıl işlendiğini tamamen kontrol edebilmenizi sağlıyor. Binanın şantiyedeki üretim sürecine ise sadece montaj ile devam ediliyor. Montaj süreci ise fabrikadan giden parçaların birleştirilmesinden ibaret oluyor ve şantiyede herhangi bir kişinin inisiyatif kullanma şansı ortadan kalkıyor.”

Çelik yapıda deprem anında evden çıkılmamasını öğütleyebiliyoruz
Hafif çelik sistemde kullanılan tüm malzemelerin hafif olması sayesinde binanın yükünün de oldukça az olduğuna işaret eden Bülent Aydın, bu sayede her türlü zemine uygun kolay çözümler geliştirilebildiğini kaydetti. Aydın, “Böylece biz de çelik sistem ile üretilmiş binalarda yaşayan insanlarımıza tıpkı Japonya’da olduğu gibi deprem anında evlerinden çıkmamalarını öğütleyebiliyoruz. Çünkü evler o zaman çok daha güvenli hale geliyor. Özetle; çelik yapılar, sistem doğru çözümlendiğinde konforlu, estetik, yüksek ses ve ısı izolasyonlarına sahip, yangın dayanımı yüksek olan, depreme karşı güvenli, klasik yapı sistemlerine göre çok daha kısa sürede tamamlanabilen, geri dönüşümlü malzemeler kullanılarak üretilmiş, sözleşme anında teslim süresi ve bina bedeli sabitlenmiş, ön üretimli ve teknolojik altyapısı ile ölçülebilir değerlerde üretilen bir sanayi ürünü olan ve böylece şantiyedeki kurulum aşamasında hata ihtimalini ortadan kaldıran yapılardır” diye konuştu. 

Çelik yapılar ile afetten sonra hızla yaşama dönmek mümkün
Çelik yapıların üretim ve kurulumunun hızla yapılabildiğine işaret eden Bülent Aydın, bu nedenle çelik yapıların üretim ve kurulum hızı ile özellikle afetler sonrasında afet bölgesinin yeniden yaşama dönmesine de büyük katkı sunabildiğine işaret etti. Aydın, “Fabrikadaki üretim hatlarında yapılan hızlı üretimin ardından şantiyeye sevk edilen bina tamamen vida ve cıvata bağlantıları ile hızla kurulabiliyor. Özellikle inşaat sezonunun çok kısa olduğu bölgelerde güvenli, kaliteli ve en önemlisi de klasik yapı sistemlerine göre çok daha hızlı inşa edilebilen bir sistem olarak öne çıkıyor. Tüm süreçler iklim koşullarından bağımsız olarak yürütülebiliyor. Ağır kış koşullarında ya da yazın ortasında iklimden bağımsız olarak kurulumlar gerçekleştirilebiliyor. Bu şekilde kısa sürede üretilip uygulandığı için zamandan tasarruf sağlarken acil çözümler için de ideal bir sistem olarak dikkat çekiyor. Buna göre projesi hazırlanmış ve tüm izinleri alınmış bir konut, bir ay gibi bir süre içinde tamamlanabiliyor” diye konuştu. 

Kentsel dönüşüme hafif çelik yapı önerisi
Kentsel dönüşüm için çelik yapı önerisinde bulunan Bülent Aydın, hafif çelik yapı sisteminin deprem ülkesi olan Türkiye için vazgeçilmez olduğunu kaydetti. Aydın, sözlerine şöyle devam etti:
“Son yıllarda kentsel dönüşüm çerçevesinde çıkarılan kanunlar ile mevcut fiziksel durumun ve çevre görüntüsünün geliştirilmesi, güzelleştirilmesi ve daha sağlıklı bir yerleşim düzeni sağlanması ile kentsel yaşam düzeyinin yükseltilmesinin hedeflendiğini biliyoruz. Kentsel dönüşüm sürecinde, belirlenen amaçlara uygun yapı sistemlerinin kullanılmasının da bir zorunluluk olduğu çok açık. İşte bu nedenle gelişmiş ülkelerin çoğunda yüksek oranlarda kullanılan hafif çelik yapı sisteminin, neredeyse tamamı deprem kuşağında yer alan Türkiye için de vazgeçilmez olduğunu kabul etmek gerekiyor. Çünkü hafif çelik yapı sistemi hatayı minimum seviyeye indiren ön üretimi ve hafif çelik konstrüksiyonu sayesinde teknolojinin ve güvenliğin öne çıktığı bir yapı sistemi olarak alternatiflerinden ayrılıyor.
Hafif çelik yapı sistemi depreme dayanıklılığının yanında kentsel dönüşüm ile hedeflenen estetik ve çevreye duyarlılık konusunda da farkını ortaya koyuyor. Az katlı yapılar ile sokaklarında gökyüzünün görülebildiği estetik, konforlu yaşam alanlarının oluşturulabildiği hafif çelik yapı sistemi, alternatifleri ile kıyaslanamayacak kadar kısa sürelerde inşa edilebildiğinden dönüşümün hızla gerçekleşmesini sağlayabiliyor. Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere gelişmiş pek çok ülkede şehir merkezine yakın ama şehrin dışında müstakil ve az katlı olarak konumlandırılmış benzer yaşam alanlarını gözlemliyoruz.”

2000 yılından bu yana depreme dayanıklı konutlar üretiyor
Steelife ile ilgili de bilgi veren Bülent Aydın, hafif çelik yapı sistemi üzerine 2000 yılından bu yana çalıştıklarını kaydetti. “2000 yılındaki Yapı Fuarı’nda kurduğumuz Türkiye’nin ilk hafif çelik yapı sistemli binasından bu yana kendimizi geliştirmeye devam ediyoruz” diyen Aydın, bugün artık rekor sayılabilecek sürelerde, yüksek standartlarda, depreme karşı güvenliği olan konutlar, hastaneler, okullar ve idari binalar ürettiklerini ifade etti. Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye’de bu sistemin yaygınlaşması, yapı kalitesi, standardı ve konforunun yükselmesi için durmadan çalışıyoruz. Bu süreç içinde Türkiye'de inşaat sektörünün genelinde olduğu gibi hafif çelik yapı sisteminde de var olan standarttan yoksun üretim sorununa çözüm olmak gayesiyle, hafif çelik sistemin, farklı iklim koşulları dikkate alınarak ve farklı malzeme alternatifleri düşünülerek cephe, çatı ve döşemeler dahil tüm detaylarının çözüldüğü, bilimsel tabanı olan, 350 sayfalık bir mimari detay kataloğu hazırlayarak belirsizlikleri ortadan kaldırdık. Yine bu çerçevede üniversitelerimiz ile işbirlikleri yürütüyoruz. İTÜ Mimarlık bölümünden bir grup öğrenci ile birlikte hafif çelik yapı sistemini kullanarak farklı bölgelerin mimari ve kültürel özelliklerine uygun proje geliştirdik. Yine başka üniversitelerimiz ile hafif çelik yapı sisteminin ders programlarına girmesi için çalışmalar yürüttük. Aynı sistemi kullanarak yeni ürünler geliştirmeye devam ediyoruz.”

Steelife, Modüler Yaşam Ünitesi Projesi'ni hayata geçirdi.

Hafif çelik yapı sektörünün önde gelen firması Steelife, sektöre bir ilk daha sunuyor. Modüler Yaşam Ünitesi Projesi'ni hayata geçiren Steelife, projenin ilk örneğini 29 Mayıs Üniversitesi'nin öğrenci yurdu olarak inşa etti.

Steelife, Modüler Yaşam Ünitesi Projesi'ni hayata geçirdi. Steelife, Modüler Yaşam Ünitesi Projesi'ni hayata geçirdi.

Steelife Modüler Yaşam Ünitelerinin tanıtım filmini izlemek için tıklayın...

Türkiye'de ilk hafif çelik sistem binayı kuran Vefa Group'un hafif çelik yapı markası Steelife, sektörde bir ilke daha imza atarak Modüler Yaşam Ünitesi Projesi'ni hayata geçirdi. Steelife, projenin ilk örneğini de 29 Mayıs Üniversitesi'nin yurdu olarak inşa etti.

Steelife Genel Müdürü Bülent Aydın, galvanizli hafif çelik yapı sistemi kullanılarak üretilen modüler yaşam ünitelerinin Türkiye'de ilk defa Steelife tarafından geliştirildiğini ve üretildiğini söyledi. Steelife'ın modüler yaşam ünitelerinin kalıcı yaşam alanlarının konfor ve estetiğine sahip olduğunu vurgulayan Aydın, sistemin diğer yapı sistemlerine göre avantajlarına da dikkat çekti. Üretimin kontrollü ve daha hızlı yapılabildiğini söyleyen Aydın, "Steelife'ın geliştirdiği modüler yaşam ünitelerinin üretiminin neredeyse tamamı fabrikada tamamlanmaktadır. Böylece fabrikadaki teknolojik altyapı ile yürütülen süreçler, tüm süreçlerin yüzde 98'ini oluşturmaktadır. Bu da standartların uygulanabilirliği ve kontrolü konusunda avantajlar sunmaktadır. Üretim daha kontrollü ve daha hızlı yapılabilmektedir" diye konuştu.

Sökülüp, taşınabiliyor
Sistemin maliyet avantajına da değinen Bülent Aydın, konuyu bir örnekle şöyle anlattı: "Üniversiteler, yeni kampüs inşaatlarının tamamlanmasını beklerken daha sonra taşınabilir olan modülleri tercih ettiklerinde maliyetten önemli avantajlar sağlamaktadırlar. Üstelik öğrencilerinin konforundan ve estetik beklentilerinden taviz vermelerine gerek kalmamaktadır. Diğer taraftan kampüslerin artan ihtiyaçlara cevap veremez hale gelmesi durumunda da kendilerine yakın olan kiralanabilir alanlara da benzer uygulamalar yapabilmektedirler. Yeni kampüse taşınma ya da kiralanan alandan vazgeçilmesi durumunda ise binalarını yeni yerlerine taşıyabilmekte, satabilmekte ya da söküp başka birine kiralayabilmektedirler."

Yüksek izolasyon değerlerine sahip
Modüler Yaşam Üniteleri'nin galvanizli hafif çelik yapı sistemi ile üretildiği için hafif çelik konstrüksiyondan oluşan taşıyıcı sisteme sahip olduğunu belirten Bülent Aydın, bunun yanında modüler bir yapı sistemi oluşturulmak üzere tüm detayların yeniden tasarlandığını, projelendirildiğini ve üretildiğini ifade ederek, üretim aşamaları hakkında da bilgi verdi. Aydın, sözlerine şöyle devam etti: "Ünitelerin üretimi, hafif çelik konstrüksiyon iskeletin üretimi ve montajı ile fabrikada başlamakta ve yine tüm ince işlere ait imalatların fabrikada tamamlanması ile devam etmektedir. Her bir ünitenin duvar, çatı ve tabanlardaki ısı, ses izolasyonları Steelife galvanizli hafif çelik yapı sisteminin sağladığı yüksek izolasyon değerlerini aynen barındırmaktadır. Her bir duvarda izolasyon dört farklı malzemenin uygulandığı katmanlar ile sağlanmaktadır. Şantiyedeki ünite birleşimlerinin ardından her iki modül arasındaki yatay ve dikey yöndeki izolasyonların katmanları sekiz adede ulaşmış olmaktadır. Yalıtım değerlerinin ve yangın dayanımının özellikle yurt ve otel gibi amaçlarla kullanılan binalarda yüksek olması beklenmektedir. Steelife'ın modüler yaşam üniteleri bu beklentileri fazlasıyla karşılamaktadır. "Ünitelerdeki soğutmanın klimayla, ısıtmanın ise elektrikli radyatörler kullanılarak gerçekleştirildiğini dile getiren Bülent Aydın, elektrikli radyatör ve klimanın ünitenin estetik ve konforunun ideal seviyeye ulaşmasını sağladığını, pencerenin boyunun ise ünitenin içine ışığın daha fazla girmesini sağlayacak şekilde tasarlandığını kaydetti. Aydın, "Her ünitenin kendine ait bir su ve elektrik tesisat şaftı vardır. Bu tesisat şaftına erişim ise oldukça kolay olacak şekilde planlanmıştır. Böylece herhangi bir istenmeyen durumun kolaylıkla düzeltilmesi mümkün olmaktadır" diye konuştu.

İstendiğinde oda eklemesi yapılabiliyor
Her bir ünitenin bir diğeri ile sekiz farklı bağlantı noktasından birleştirildiğini söyleyen Bülent Aydın, bu bağlantı noktalarındaki birleşimlerin tamamen cıvatalar ile yapıldığını kaydetti. Aydın, şöyle devam etti: "Bu sayede ünitelerin şantiyedeki birleşimleri çok hızlı yapılabilmekte, daha sonra gerektiğinde birbirlerinden kolaylıkla ayrılabilmekte, ünitelerin birleşimiyle oluşan binaya yeni üniteler yatay ya da dikey yönde rahatlıkla eklenebilmektedir. Buna göre yatayda herhangi bir adet sınırı olmaksızın birleşim yapılabilirken dikeyde uygun çözümler geliştirilerek çok katlı binalar oluşturulabilmektedir. Ünitelerin birleşim noktaları ve birleşim sırasındaki montaj işleminin izleri ise tasarım sırasında gizlenmiştir. Şantiyede yapılan birleşimlerin ardından iç mekan ve dış cephedeki tasarımlar sayesinde binanın bir bütün olarak görünmesi sağlanmaktadır. Ayrıca binanın modüllerden oluştuğu izlenimini veren ve modüllerin belirgin olarak görünebildiği tasarımlar da yapılabilmektedir. Her bir ünitenin ebadı ise genişliği 3 metre olmak üzere 12 metre uzunluğa kadar olabilmektedir."

Projenin ilk örneği: 29 Mayıs Üniversitesi Öğrenci Yurdu 55 günde tamamlandı
Modüler Yaşam Üniteleri'nin ilk örneğinin 29 Mayıs Üniversitesi Öğrenci Yurdu olduğunu söyleyen Bülent Aydın, 29 Mayıs Üniversitesi Öğrenci Yurdu'nda kullanılan her bir modülün 3 çarpı 7 metre ebadında üretildiğini kaydetti. Aydın, şöyle devam etti: "120 kişilik yurt binası 44 adet ünitenin birleşimiyle üretim ve montaj dahil 55 günde tamamlanmıştır. İki katlı yurt binasını her bir katında 22 ünite kullanılmıştır. Ünitelerden üç tanesi giriş ve merdiven, bir tanesi ortak alan modülü olarak kullanılırken diğer 40 ünite 3'er öğrencinin yaşayabileceği şekilde dizayn edilmiş ve üretilmiştir. Yaşam ünitelerinin her birinde üç adet yatak, çalışma masası, giysi dolabı ve banyo var. Banyo bölümü duş teknesi, klozet ve lavabodan oluşmaktadır."

Kentsel dönüşüme "hafif çelik yapı" önerisi

Depreme dayanıklı ekolojik ve kalıcı konutlar üreten Steelife'ın Genel Müdürü Mimar Bülent Aydın, hafif çelik yapı sisteminin, depreme dayanıklılığı, estetiği, konforu, yüksek izolasyon değerleri, müstakil binalar konsepti ile kentsel yaşam düzeyinin yükseltilmesi için vazgeçilmez olduğunu kaydetti.

Kentsel dönüşüme "hafif çelik yapı" önerisi Kentsel dönüşüme "hafif çelik yapı" önerisi

Türkiye'de ilk hafif çelik sistem binayı kuran ve depreme dayanıklı ekolojik kalıcı konutlar üreten Steelife'ın Genel Müdürü Mimar Bülent Aydın, kentsel yaşam düzeyinin yükseltilmesi için hafif çelik yapı sistemini önerdi.

Hafif çelik yapı sisteminin depreme dayanıklılığının yanında kentsel dönüşüm ile hedeflenen estetik ve çevreye duyarlılık konusunda da farkını ortaya koyduğunu söyleyen Bülent Aydın, hafif çelik yapı sisteminin, depreme dayanıklılığı, estetiği, konforu, yüksek izolasyon değerleri, müstakil binalar konsepti ile kentsel yaşam düzeyinin yükseltilmesi için vazgeçilmez olduğunun altını çizdi.

Az katlı yapılar ile sokaklarında gökyüzünün görülebildiği estetik, konforlu yaşam alanları oluşturulabilen hafif çelik yapı sisteminin alternatifleri ile kıyaslanamayacak kadar kısa sürelerde inşa edilebildiğinden dönüşümün hızla gerçekleşmesini sağlayabildiğini belirten Aydın, "Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere gelişmiş pek çok ülkede şehir merkezine yakın ama şehrin dışında müstakil ve az katlı olarak konumlandırılmış benzer yaşam alanlarını gözlemliyoruz" diye konuştu.

Son yıllarda kentsel dönüşüm çerçevesinde çıkarılan kanunlar ile mevcut fiziksel durumun ve çevre görüntüsünün geliştirilmesi, güzelleştirilmesi ve daha sağlıklı bir yerleşim düzeni sağlanması ile kentsel yaşam düzeyinin yükseltilmesinin hedeflendiğini kaydeden Aydın, kentsel dönüşüm sürecinde, belirlenen amaçlara uygun yapı sistemlerinin kullanılmasının da bir zorunluluk olduğunu ifade etti.

Hafif çelik yapı sisteminin bir diğer avantajı olarak yüksek ses ve ısı izolasyonlarına sahip olmasını gösteren Bülent Aydın, sözlerine şöyle devam etti:
"Dünyayı tehdit eden karbon salınımının yanı sıra çıkarılan kanun ile 2017 yılında İngiltere'de yürürlüğe girecek olan ve devamında tüm Avrupa'da yürürlüğe girmesi beklenen minimum karbon emisyonlu evlerin yapılması zorunluluğu, %100 dönüşümlü malzemeden üretilen ve ekolojik olması ile öne çıkan hafif çelik yapı sisteminin gerekliliğini ortaya koyuyor. Çünkü hafif çelik yapı sistemi sahip olduğu izolasyon değerleri ile klasik yapı sistemlerine göre çok daha az enerjiye ihtiyaç duyuyor. Bu seviyedeki bir yapı sisteminin de minimum karbon emisyonuna sahip sürdürülebilir evlerin üretimi için ideal bir temel oluşturduğunu söyleyebiliriz"

Türkiye'de konutlarda çelik kullanım oranı artmalı
Türkiye'de çelik kullanım oranının çok düşük olduğuna işaret eden Bülent Aydın, 2007 yılına ait verilere göre neredeyse tamamı deprem bölgesi olan Türkiye'de konutlarda çelik kullanım oranının yüzde 0,5 düzeyinde olduğunu kaydetti. Oysa bu oranının İngiltere'de yüzde 54, İskandinav ülkelerinde yüzde 40, Fransa ve Almanya gibi betonarme kullanımının yaygın olduğu ülkelerde ise en az yüzde 30 civarında olduğunu kaydetti.
"Çeliğin depreme en iyi karşılık veren malzeme olduğu gerçeği dikkate alındığında Türkiye'de inşaat sektöründe çelik kullanımı isabetli bir tercih olacaktır" diyen Aydın, çeliğin ahşaptan 21, betonarmeden 10 kat daha esnek olduğuna dikkat çekti. Çeliğin her türlü zemine uygun olduğu gibi deprem güvenliği açısından risk taşıyan zeminli bölgeler için de vazgeçilmez olduğunu söyleyen Aydın, "Hafiftir, özgül ağırlığı taşıdığı yüke oranla küçüktür. Yüzde 100 geri dönüşümlüdür. Tüm bu özellikler çeliğin sağlamlığını tartışılmaz kılar. Dolayısıyla çelik yapı sistemi kullanılarak üretilen yaşam alanlarının önemi göz ardı edilemez. Bu nedenle çelik yapıya daha fazla önem verilmeli, hatta teşvik edilmelidir" görüşünü kaydetti.

Steelife, anahtar teslim huzur vaat ediyor
Gelişmiş ülkelerin çoğunda yüksek oranlarda kullanılan hafif çelik yapı sisteminin, neredeyse tamamı deprem kuşağında yer alan Türkiye için vazgeçilmez olduğunun altını çizen Bülent Aydın, "Teknolojik yeniliklere merakı bilinen, arabasına, kıyafetine özen gösteren insanımızın, yaşadığı mekanların estetik ve güvenliğine da aynı özeni göstermesi beklenmelidir" dedi. Aydın, Steelife'ın, üretim tesisinde tamamen bilgisayar destekli ve otomatik olarak kurgulayarak ürettiği çelik sistem yapılar ile konfor, estetik ve güvenliği bir arada sunarak 'anahtar teslim huzur' vaat ettiğini söyledi.

1999 yılındaki Marmara depreminden bir yıl sonra, 2000 yılının Mayıs ayında düzenlenen Yapı Fuarı'nda hafif çelik sistem ile üretilmiş binayı Türkiye'de ilk defa kurduklarını hatırlatan Bülent Aydın, böylelikle çelik kullanımının yaygınlaştırılması için de bir ilke imza attıklarını vurguladı. Aydın, "Bu tarihten önce çelik sistem ile üretilmiş yapılar, sanayi tesisleri, depo, hangar gibi profesyonel kullanım için üretilen binalardan ibaretken, konut ve sosyal amaçlı binaların üretiminde çelik yapı sistemi tercih edilmemiştir. Steelife'ın 2000 yılındaki bu atılımı, özellikle depreme karşı güvenliği ile öne çıkan alternatif bir yapı sisteminin varlığını ortaya koymuştur" diye konuştu.

Ancak çelik yapı sektörünün bu tarihten sonraki gelişiminin beklenenden yavaş olduğunu söyleyen Aydın, gelişimin yavaş olmasının nedenini, "Her yenilikte olduğu gibi hafif çelik yapı sisteminin de kullanıcılar tarafından en ince ayrıntısına kadar sorgulanmasından ve mesafeli yaklaşılmasından kaynaklanmaktadır" diyerek açıkladı.
Sorgulayıcı olunmasına itiraz etmenin mümkün olmadığını ancak soru işaretlerinin ortadan kaldırılmasına, alışkanlıkların değişmesine, alternatiflerin de var olduğunun kabul görmesine katkıda bulunmak gerektiğine dikkati çeken Aydın, sözlerine şöyle devam etti:
"Nitekim Steelife, bunu sağlayabilmek için sektördeki en büyük showroom alanında, ziyaretçilerin içine girebilecekleri ve dokunabilecekleri binalarını sergilemektedir. Uygulanmış binaları yakından gören ziyaretçilerin kolayca ikna oldukları da görülmektedir. Hafif çelik yapılarda kullanılan konstrüksiyon profili üretimi ile birlikte farklı iklim bölgelerine ve yöresel mimari konsepte göre düzenlenen teknik standartları ve detayları sayesinde kusursuz bir yapı teknolojisi sunan Steelife, doğru altyapı, doğru proje, doğru üretim ve uygulamalar için tüm sektörel dinamikleri harekete geçirerek müşteri memnuniyetini esas almaktadır. Steelife, mimarlar, mühendisler, yatırımcılar ve proje geliştiricilerden konut sahibi adaylarına varan geniş müşteri kitlesine üretimde kullanılan teknolojiden yalıtıma, konfordan satış sonrası hizmetlere kadar her aşamada güvence vermektedir" diye konuştu.

Steelife’tan anahtar teslim “satış ofisleri”

Çevreye duyarlı hafif çelik yapılar üreten Steelife’ın estetik ve konforla bütünleştirdiği satış ofisleri Türkiye’nin önde gelen inşaat firmaları tarafından tercih edilmeye devam ediyor.

Steelife’tan anahtar teslim “satış ofisleri” Steelife’tan anahtar teslim “satış ofisleri”

Vefa Group çatısı altında sektörde hep ilklere imza atan Steelife, estetik ve konforlu satış ofislerini yüksek inşaat hızı ile çok kısa sürede tamamlıyor. Son olarak Sur Yapı’nın Çekmeköy’deki yeni konut ve alışveriş merkezi projesi Metrogarden ve Yılmaz İnşaat’ın Maltepe’deki konut projesi Fuaye Süreyyapaşa’nın satış ofislerini yapan Steelife, sunduğu anahtar teslimi çözümler ile kullandığı hafif çelik yapı sisteminin avantajlarını ortaya koydu.

Steelife Genel Müdürü Mimar Mustafa Bülent Aydın, Sur Yapı’nın Metrogarden projesinin satış ofisini 30 gün, Yılmaz İnşaat’ın Fuaye projesinin satış ofisini ise 21 gün gibi kısa sürelerde tamamladıklarını belirterek, “Satış ofisleri genellikle belirli bir süre kullanılmak üzere yapıldığı için kullanıldıktan sonra sökülebilir olması isteniyor. Ayrıca yatırımcılar satış ofislerine bir an önce kavuşup müşterilerini estetik ve konforlu bir ortamda ağırlamak istiyorlar. Tüm bunları anahtar teslimi olarak sağlayabilmesi, Steelife’ı birinci tercih yapıyor” dedi.

‘Prestij binası olarak kullanılıyor’
Satış ofislerinin prestij binası olarak kullanıldığını hatırlatan Aydın, konut projesi tamamlandığında bulundukları yerden kaldırılmayan ve site içinde yönetim binası, anaokulu, süpermarket, sağlık ocağı gibi amaçlarla kullanılmaya devam eden yapılar olduğunu belirterek şöyle devam etti: “Projelendirme ve karar süresi çok kısa olan satış ofisi çözümlerini Steelife, esnek tasarım seçenekleri ve yüksek inşaat hızı ile rahatlıkla sunabiliyor. Steelife’ın ince iş kalitesi de bir imaj binasından beklenen estetiği rahatlıkla sağlıyor. Satış ofisini ziyaret eden müşteriler hafif çelik yapı sisteminin sunduğu yüksek izolasyon değerleri sayesinde konforlu bir şekilde ağırlanabiliyor.”

Steelife Genel Müdürü Mimar Mustafa Bülent Aydın, çelik yapıların, sistem doğru çözümlendiğinde konforlu, estetik, yüksek ses ve ısı izolasyonlarına sahip, yangın dayanımı yüksek olan, depreme karşı güvenli, klasik yapı sistemlerine göre çok daha kısa sürede tamamlanabilen, geri dönüşümlü malzemeler kullanılarak üretilmiş, sözleşme anında teslim süresi ve maliyeti sabitlenmiş, ön üretimli ve teknolojik altyapısı ile ölçülebilir değerlerde üretilen bir sanayi ürünü olan ve böylece şantiyedeki kurulum aşamasında hata ihtimalini ortadan kaldıran yapılar olduğunu vurguladı.

Son teknoloji ile üretim
Steelife’ta proje ve statik hesap süreci hafif çelik yapı sistemi için özel olarak geliştirilmiş yazılımlar sayesinde tamamen yüksek teknoloji kullanılarak ve hızlı bir şekilde gerçekleştiriliyor. Üretim sürecinde ise yine tamamen hafif çelik yapı sistemi için özel olarak tasarlanmış ve Türkiye’ye Steelife tarafından getirilen Amerika ve Avustralya yapımı tam otomatik makine ve ekipmanlar kullanılıyor. Ana taşıyıcıda kullanılan ve hem taşıyıcı hem de duvar olarak sistemde yerini alan profiller de tamamen galvanizli yapı çeliği levhalarından üretiliyor. Yüksek ses, ısı izolasyonu ve yangın dayanımı gibi fonksiyonlar için mimar ve mühendis grubu tarafından geliştirilen detaylar deneyimli montaj ekipleri tarafından uygulanıyor. Böylece hafif çelik yapı sistemi ile, bir yapının üretim sürecindeki serüvenin belirsizliklerle dolu bir macera olmaktan çıkarılması mümkün oluyor.

Yüksek inşaat hızı, estetik yapılar
Hafif çelik yapı sistemi klasik sistemler ile kıyaslanamayacak derecede yüksek inşaat hızına sahip. Özellikle inşaat sezonunun çok kısa olduğu bölgelerde güvenli, kaliteli ve en önemlisi de klasik yapı sistemlerine göre çok daha hızlı inşa edilebilen bir sistem olarak öne çıkıyor. Bu şekilde kısa sürede üretilip uygulandığı için zamandan tasarruf sağlarken acil çözümler için de ideal bir sistem olarak dikkat çekiyor.

Hafif çelik sistemde kullanılan tüm malzemeler hafif olmasının yanında her biri bir sanayi ürünü. Bu sayede hem her türlü zemine uygun kolay çözümler geliştirilebiliyor hem de sistem bu malzemelerin teknik özellikleri ve boyutları dikkate alınarak tasarlandığından malzeme israfı olmuyor. Bu teknolojik altyapı mimari serbestlikle birleşince yüksek estetiğe sahip yapılar üretilebiliyor.

Türkiye’de ilk hafif çelik sistem binayı kurdu
Mustafa Bülent Aydın, 1999 yılındaki Marmara depreminden bir yıl sonra, 2000 yılının Mayıs ayında düzenlenen Yapı Fuarı'nda hafif çelik sistem ile üretilmiş binayı Türkiye'de ilk defa Steelife’ın kurduğunu da vurguladı. Steelife’ın böylelikle çelik yapı sisteminin kullanımı konusunda bir ilke imza attığını belirten Aydın, sektörde gerçekleştirdikleri ilkler hakkında ise şu bilgileri verdi:

“TS 648 standardına ilaveten Türkiye’de 1994 yılında hazırlanan ancak kullanılmayan ‘TS 11372 Çelik Yapılar-Hafif-Soğukta Şekil Verilmiş Profillerle Oluşturulan-Hesap Kuralları’ standardının varlığından sektörü haberdar edip, geliştirdiğimiz sistemi bu standarda atıflar yaparak kurguladık ve standardın uygulanabilirliğini ortaya koyduk.

Steelife’ın bu standardı kullanmaya başlaması ve yaygınlaştırması sayesinde Steelife bünyesinde hafif çelik yapı sistemi ile çözümler üretebilen ve hesap yapabilen onlarca mimar ve mühendisin yetişmesi mümkün oldu.

Steelife, 2000 yılından bu yana galvanizli hafif çelikten, konutların yanı sıra profesyonel kullanım amaçlarına yönelik olan satış ofisleri, hastane, okul, emniyet binası, cami gibi sosyal tesis binaları inşa etmeye devam ediyor.

Bu süreç içinde Türkiye'de inşaat sektörünün genelinde olduğu gibi hafif çelik yapı sisteminde de var olan standarttan yoksun üretim sorununa çözüm olmak gayesiyle, farklı iklim koşulları dikkate alınarak ve farklı malzeme alternatifleri düşünülerek cephe, çatı ve döşemeler dâhil hafif çelik sisteminin tüm detaylarının çözüldüğü, bilimsel tabanı olan, 350 sayfalık bir mimari detay kataloğu hazırlayarak belirsizlikleri ortadan kaldırdı.”

Doğa koşullarına uygun konut üreten Steelife’dan ekolojik ev

Doğa koşullarına uygun konut üreten sektörün öncü firması Steelife, yeni projesi ekolojik ev ile ilgili çalışmalarını sürdürüyor. Çeliğin geri dönüşümlü bir malzeme olduğunu böylelikle doğal kaynakların tüketilmesinin önüne geçildiğini belirten Steelife Genel Müdürü Mimar Mustafa Bülent Aydın, Türkiye’de ilk defa hafif çelik sistem kullanılarak kendi enerjisini kendi üreten, minimum karbon salınımlı ekolojik ev yapım çalışmalarını sürdürdüklerini kaydetti.

Doğa koşullarına uygun konut üreten Steelife’dan ekolojik ev Doğa koşullarına uygun konut üreten Steelife’dan ekolojik ev

Vefa Group çatısı altında sektörde hep ilklere imza atan Steelife, Türkiye’de ilk defa hafif çelik sistem kullanılarak kendi enerjisini kendi üreten, minimum karbon salınımlı ekolojik ev projesini hayata geçirmek üzere çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor. Proje ve üretim aşamasının geride kaldığı ekolojik evin devam eden kurulum sürecinde ana taşıyıcı sistemin montajı tamamlandı. Önümüzdeki birkaç aylık süre içinde evin her şeyi ile tamamlanmış olması planlanıyor.

Müşterilerin kullanım amaçlarına, kültürel taleplerine, inşaat alanındaki arazi ile doğa koşullarına uygun lüks kalıcı konutlar ve profesyonel kullanım için prestijli binalar yaptıklarını belirten Steelife Genel Müdürü Mimar Mustafa Bülent Aydın, 21 yıllık Vefa Group güvencesi altında sektörde öncü bir firma olduklarını vurguladı. Çeliğin geri dönüşümlü bir malzeme olduğunu böylelikle doğal kaynakların tüketilmesinin önüne geçildiğini söyleyen Aydın, sektörde bir ilke daha imza atacaklarını kaydetti.

Steelife’ın geçtiğimiz yıldan bu yana Türkiye’de ilk defa hafif çelik sistem kullanılarak kendi enerjisini kendi üreten, minimum karbon salınımlı ekolojik ev yapım çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Aydın, proje ve üretim aşamasının geride kaldığını kaydetti. Önümüzdeki birkaç aylık süre içinde projenin tamamlanacağını dile getiren Aydın, ekolojik konutlardaki temel amacın doğal kaynaklardan enerji üretimini sağlamak, yakıt tüketimi ve dolayısıyla karbon salınımını minimum seviyelere indirmek olduğunun altını çizerek, doğal kaynaklardan enerji üretiminin ısı pompaları, güneş panelleri ve termal paneller kullanılarak gerçekleştirildiğini kaydetti. Aydın, konuşmasına şöyle devam etti:
“Elde edilen bu enerjiyi en ekonomik şekilde kullanmak ve karbon salınımını minimum seviyelere indirebilmek için ise led aydınlatma, A plus enerji tüketimine sahip ürünler ve yüksek izolasyon değerlerini sağlayan yapı kabuğu kullanılmaktadır. Sonuç itibariyle güneş enerjisinden maksimum seviyede yararlanarak, enerji performansı yüksek olan, minimum enerji tüketen ve iç iklimlendirme koşulları optimize edilmiş bir tasarım geliştirilmesi hedeflenmektedir. Ortaya çıkan binanın ekolojik koşullara tamamen uyumlu olmasına da dikkat edilmektedir. Bu hedeflere ulaşmanın en kestirme ve en ekonomik yolu ise bir yapının, üretim sürecindeki serüvenini belirsizliklerle dolu bir macera olmaktan çıkaran ve yüksek izolasyon değerlerine sahip olan hafif çelik yapı sistemini kullanmaktır. Hafif çelik yapı sistemi öncelikli bir sanayi ürünü olması ve dolayısıyla kontrol edilebilir, hesaplanabilir teknolojik altyapısı ile ekolojik bir ev için ideal bir başlangıç noktası olmaktadır. Hafif çelik yapı sisteminin bu avantajlarının bilinciyle “İklim koşullarına uygun (endüstrileşmiş) eko modüler prototip konutun tasarım, yönetim metodolojisi ve prototipin üretimi” adını verdiğimiz projemizi hızla sürdürüyoruz. Dünyayı tehdit eden karbon salınımı ve 2017 yılında İngiltere’de yürürlüğe girecek olan ve 4-5 yıl içinde de tüm Avrupa’da yürürlüğe girmesi beklenen minimum karbon emisyonlu evlerin yapılması zorunluluğuna ilişkin kanun, %100 dönüşümlü malzemeden üretilen ve ekolojik olması ile öne çıkan hafif çelik yapı sisteminin gerekliliğini ortaya koymaktadır.”

Türkiye’de ilk hafif çelik sistem binayı kurdu
Steelife’ın 1999 yılındaki Marmara depreminden bir yıl sonra, 2000 yılının Mayıs ayında düzenlenen Yapı Fuarı'nda hafif çelik sistem ile üretilmiş binayı Türkiye'de ilk defa kurduğunu kaydetti. Steelife’ın böylelikle çelik yapı sisteminin kullanımı konusunda bir ilke imza attığını belirten Aydın, sektörde gerçekleştirdikleri ilkler hakkında şu bilgileri verdi: 
“TS 648 standardına ilaveten Türkiye’de 1994 yılında hazırlanan ancak kullanılmayan “TS 11372 Çelik Yapılar-Hafif-Soğukta Şekil Verilmiş Profillerle Oluşturulan-Hesap Kuralları” standardının varlığından sektörü haberdar edip, geliştirdiğimiz sistemi bu standarda atıflar yaparak kurguladık ve standardın uygulanabilirliğini ortaya koyduk. Steelife’ın bu standardı kullanmaya başlaması ve yaygınlaştırması sayesinde Steelife bünyesinde hafif çelik yapı sistemi ile çözümler üretebilen ve hesap yapabilen onlarca mimar ve mühendisin yetişmesi mümkün oldu. Steelife 2000 yılından bu yana konut ve profesyonel kullanım amaçlarına yönelik olarak galvanizli hafif çelikten yapılar inşa etmeye devam ediyor. Bu süreç içinde Türkiye'de inşaat sektörünün genelinde olduğu gibi hafif çelik yapı sisteminde de var olan standarttan yoksun üretim sorununa çözüm olmak gayesiyle, farklı iklim koşulları dikkate alınarak ve farklı malzeme alternatifleri düşünülerek cephe, çatı ve döşemeler dahil hafif çelik sisteminin tüm detaylarının çözüldüğü, bilimsel tabanı olan, 350 sayfalık bir mimari detay kataloğu hazırlayarak belirsizlikleri ortadan kaldırdık.”

İlk hafif çelik sistem binayı kuran Steelife, ekolojik ve depreme dayanıklı konutlar inşa ediyor.

Depreme dayanıklı ve ekolojik kalıcı konutlar inşa eden Steelife, konfor, estetik ve güvenliği bir arada sunarak anahtar teslim huzur vaat ediyor. Steelife Genel Müdürü Bülent Aydın, gelişmiş ülkelerin çoğunda yüksek oranlarda kullanılan hafif çelik yapı sisteminin, deprem kuşağında yer alan Türkiye için vazgeçilmez olduğunu belirterek, “Arabasına, kıyafetine özen gösteren, modayı ve teknolojik gelişmeleri yakından takip eden insanımızın, yaşadığı mekanların estetik ve güvenliğine da aynı özeni göstermesi beklenmelidir” dedi.

İlk hafif çelik sistem binayı kuran Steelife, ekolojik ve depreme dayanıklı konutlar inşa ediyor. İlk hafif çelik sistem binayı kuran Steelife, ekolojik ve depreme dayanıklı konutlar inşa ediyor.

Depreme en iyi karşılık veren malzeme olan çeliğin gücünü estetikle buluşturan ve Türkiye’de ilk hafif çelik sistem binayı kuran Steelife, depreme dayanıklı ve ekolojik kalıcı konutlar inşa ediyor. 

Deprem kuşağı üzerinde bulunan Türkiye’de güvenli bir yapı sistemi ile öne çıkan Steelife’ın Genel Müdürü Bülent Aydın, “Teknolojik yeniliklere merakı bilinen, arabasına, kıyafetine özen gösteren insanımızın, yaşadığı mekanların estetik ve güvenliğine da aynı özeni göstermesi beklenmelidir” diyerek, Steelife'ın üretim tesisinde tamamen bilgisayar destekli ve otomatik olarak kurgulanarak üretilen çelik sistem yapılarının, konfor, estetik ve güvenliği bir arada sunarak 'anahtar teslim huzur' vaat ettiğini söyledi. 

1999 yılındaki Marmara depreminden bir yıl sonra, 2000 yılının Mayıs ayında düzenlenen Yapı Fuarı'nda hafif çelik sistem ile üretilmiş binayı Türkiye'de ilk defa kurduklarını hatırlatan Bülent Aydın, böylelikle çelik kullanımının yaygınlaştırılması için de bir ilke imza attıklarını vurguladı. Aydın, “Bu tarihten önce çelik sistem ile üretilmiş yapılar, sanayi tesisleri, depo, hangar gibi profesyonel kullanım için üretilen binalardan ibaretken, konut ve sosyal amaçlı binaların üretiminde çelik yapı sistemi tercih edilmemiştir. Steelife'ın 2000 yılındaki bu atılımı, özellikle depreme karşı güvenliği ile öne çıkan alternatif bir yapı sisteminin varlığını ortaya koymuştur” diye konuştu. 

Ancak çelik yapı sektörünün bu tarihten sonraki gelişiminin beklenenden yavaş olduğunu söyleyen Aydın, gelişimin yavaş olmasının nedenini, “Her yenilikte olduğu gibi hafif çelik yapı sisteminin de kullanıcılar tarafından en ince ayrıntısına kadar sorgulanmasından ve mesafeli yaklaşılmasından kaynaklanmaktadır” diyerek açıkladı. 
Sorgulayıcı olunmasına itiraz etmenin mümkün olmadığını ancak soru işaretlerinin ortadan kaldırılmasına, alışkanlıkların değişmesine, alternatiflerin de var olduğunun kabul görmesine katkıda bulunmak gerektiğine dikkati çeken Aydın, “Nitekim Steelife, bunu sağlayabilmek için sektördeki en büyük showroom alanında, ziyaretçilerin içine girebilecekleri ve dokunabilecekleri binalarını sergilemektedir. Uygulanmış binaları yakından gören ziyaretçilerin kolayca ikna oldukları da görülmektedir. Hafif çelik yapılarda kullanılan konstrüksiyon profili üretimi ile birlikte farklı iklim bölgelerine ve yöresel mimari konsepte göre düzenlenen teknik standartları ve detayları sayesinde kusursuz bir yapı teknolojisi sunan Steelife, doğru altyapı, doğru proje, doğru üretim ve uygulamalar için tüm sektörel dinamikleri harekete geçirerek müşteri memnuniyetini esas almaktadır. Steelife, mimarlar, mühendisler, yatırımcılar ve proje geliştiricilerden konut sahibi adaylarına varan geniş müşteri kitlesine üretimde kullanılan teknolojiden yalıtıma, konfordan satış sonrası hizmetlere kadar her aşamada güvence vermektedir” diye konuştu. 

Gelişmiş ülkelerin çoğunda yüksek oranlarda kullanılan hafif çelik yapı sisteminin, neredeyse tamamı deprem kuşağında yer alan Türkiye için vazgeçilmez olduğunun altını çizen Aydın, hafif çelik yapı sisteminin hatayı minimum seviyeye indiren ön üretimi ve hafif çelik konstrüksiyonu sayesinde teknolojinin ve güvenliğin öne çıktığı bir yapı sistemi olarak alternatiflerinden ayrıldığını belirtti. 

Hafif çelik yapı kentsel dönüşüm için de vazgeçilmez
Bülent Aydın, hafif çelik yapı sisteminin depreme dayanıklılığının yanında kentsel dönüşüm ile hedeflenen estetik ve çevreye duyarlılık konusunda da farkını ortaya koyduğunu söyledi. 

Hafif çelik yapı sisteminin, depreme dayanıklılığı, estetiği, konforu, yüksek izolasyon değerleri, müstakil binalar konsepti ile kentsel yaşam düzeyinin yükseltilmesi için vazgeçilmez olduğunu kaydeden Aydın, az katlı yapılar ile estetik, konforlu yaşam alanlarının oluşturulabildiği hafif çelik yapı sisteminin alternatifleri ile kıyaslanamayacak kadar kısa sürelerde inşa edilebildiğinden dönüşümün hızla gerçekleşmesini sağlayabildiğini belirtti. Aydın, “Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere gelişmiş pek çok ülkede şehir merkezine yakın ama şehrin dışında müstakil ve az katlı olarak konumlandırılmış benzer yaşam alanlarını gözlemliyoruz” dedi. 

Son yıllarda kentsel dönüşüm çerçevesinde çıkarılan kanunlar ile mevcut fiziksel durumun ve çevre görüntüsünün geliştirilmesi, güzelleştirilmesi ve daha sağlıklı bir yerleşim düzeni sağlanması ile kentsel yaşam düzeyinin yükseltilmesinin hedeflendiğini kaydeden Aydın, kentsel dönüşüm sürecinde, belirlenen amaçlara uygun yapı sistemlerinin kullanılmasının da bir zorunluluk olduğunu ifade etti.

Hafif çelik yapı sisteminin bir diğer avantajı olarak yüksek ses ve ısı izolasyonlarına sahip olmasını gösteren Bülent Aydın, sözlerine şöyle devam etti:
“Dünyayı tehdit eden karbon salınımı ve 4-5 yıl içinde Avrupa’da yürürlüğe girmesi beklenen minimum karbon emisyonlu evlerin yapılması zorunluluğu, yüzde 100 dönüşümlü malzemeden üretilen ve ekolojik olması ile öne çıkan hafif çelik yapı sisteminin gerekliliğini ortaya koyuyor. Çünkü hafif çelik yapı sistemi sahip olduğu izolasyon değerleri ile klasik yapı sistemlerine göre çok daha az enerjiye ihtiyaç duyuyor. Bu seviyedeki bir yapı sisteminin de minimum karbon emisyonuna sahip sürdürülebilir evlerin üretimi için ideal bir temel oluşturduğunu söyleyebiliriz “

Çelik yapı teşvik edilmeli
Türkiye’de çelik kullanım oranının çok düşük olduğuna işaret eden Bülent Aydın, 2007 yılına ait verilere göre neredeyse tamamı deprem bölgesi olan Türkiye'de konutlarda çelik kullanım oranının yüzde 0,5 düzeyinde olduğunu kaydetti. Oysa bu oranının İngiltere’de yüzde 54, İskandinav ülkelerinde yüzde 40, Fransa ve Almanya gibi betonarme kullanımının yaygın olduğu ülkelerde ise en az yüzde 30 civarında olduğunu kaydetti. 
“Çeliğin depreme en iyi karşılık veren malzeme olduğu gerçeği dikkate alındığında Türkiye’de inşaat sektöründe çelik kullanımı isabetli bir tercih olacaktır” diyen Aydın, çeliğin ahşaptan 21, betonarmeden 10 kat daha esnek olduğuna dikkat çekti. Çeliğin her türlü zemine uygun olduğu gibi deprem güvenliği açısından risk taşıyan zeminli bölgeler için de vazgeçilmez olduğunu söyleyen Aydın, “Hafiftir, özgül ağırlığı taşıdığı yüke oranla küçüktür. Yüzde 100 geri dönüşümlüdür. Tüm bu özellikler çeliğin sağlamlığını tartışılmaz kılar. Dolayısıyla çelik yapı sistemi kullanılarak üretilen yaşam alanlarının önemi göz ardı edilemez. Bu nedenle çelik yapıya daha fazla önem verilmeli, hatta teşvik edilmelidir” görüşünü kaydetti. 

Steelife sektöre neler kazandırdı?
Steelife'ın sektöre kazandırdıklarının sunduğu sistemin ve ürünlerin kalitesinden ibaret olmadığına işaret eden Bülent Aydın, Steelife’ın sektörün gelişimine yaptığı katkılara çelik sistemin yaygınlaştırılması, standart dışı üretimler ile zedelenen imajın düzeltilmesine yönelik çalışmalar ve sektör çalışanlarının eğitimini de eklemek gerektiğini ifade etti. Aydın, şöyle devam etti: 
“Steelife, sektörün profesyonellerinin yetiştiği üniversitelerde çelik sistemin daha fazla yer bulması için girişimlerde bulunmuş, İTÜ Mimarlık bölümünden bir grup öğrenci ile birlikte çelik sistem ile projelendirilen, farklı yörelerin mimari ve kültürel taleplerine cevap verecek konut projeleri hazırlanmasını sağlamıştır. 
Türkiye'de inşaat sektörünün genelinde olduğu gibi hafif çelik yapı sisteminde de var olan standarttan yoksun üretim sorununa çözüm olmak gayesiyle, hafif çelik sistemin tüm detaylarının çözüldüğü, bilimsel tabanı olan, 350 sayfalık bir mimari detay katalogu hazırlayarak belirsizlikleri ortadan kaldırmıştır. Çelik yapı sistemi ön üretimli bir yapı sistemi olduğundan uygulama alanındaki hataların, aksaklıkların, zaman kayıplarının da önüne geçebilmektedir. Ancak diğer taraftan teknolojik bir sistem olduğundan kalifiye uygulamacılara da ihtiyaç duymaktadır. Steelife'ın teknik yeterliliğe sahip uygulamacıları yetiştirme ve sektöre kazandırma misyonu da aralıksız sürmektedir.”

Vefa Group, bayilikler veriyor

Prefabrike ve hafif çelik yapı sektörünün önde gelen oyuncularından Vefa Group, Türkiye genelinde bayi yapılanmasına gidiyor. Kazan-kazan prensibi ile çalışan bayilik anlayışıyla sektörde bir ilke daha imza atan Vefa Group, 2011 yılı için belirlediği noktalardaki yeni partnerleri ile birlikte sektördeki lider konumunu pekiştirmeyi hedefliyor.

Vefa Group, bayilikler veriyor Vefa Group, bayilikler veriyor

Tam yirmi yıldan bu yana geliştirdiği marka ve ürünler ile sektöründe öncü olan Vefa Group, hazırlıklarını tamamladığı bayilik sistemi ile birlikte partner arayışlarına başladı. Vefa Group eş başkanı Turan Koçyiğit, oluşturdukları sistemin, bugüne kadar geliştirdikleri ürün ve hizmetler gibi yine sektörde bir ilk olacağını ifade etti. Öncelikle kazan-kazan prensibini benimsediklerinin ve bayilik verecekleri girişimcileri iş ortağı olarak gördüklerinin altını çizen Turan Koçyiğit, “elde ettiğimiz karı paylaşmak temel prensibimizdir” ifadesini kullandı.

Teknolojik yatırımlar ve artan kapasite geniş bir coğrafyaya yayılıyor
Vefa Group’un özellikle teknoloji yatırımlarına büyük önem verdiğini belirten eş başkan Turan Koçyiğit, bu sayede geliştirdikleri makine, teçhizat, özel detay ve ürünler sayesinde hem üretim kapasitesinde yüksek artışlar hem de daha kaliteli, standart ve kontrol edilebilir üretimler gerçekleştirdiklerini söyledi. Bugün kadar bunu yaparken işçilik maliyetlerinde sağladıkları tasarrufla ortaya çıkan personel fazlasını ise üretim kapasitesine paralel olarak artan montaj işlerine yönlendirdiklerini ve müstakil uygulama şirketlerinin kurulmasını teşvik edip buna ön ayak olduklarını anlatan Koçyiğit, aynı üretim tesislerinde aynı miktardaki personel ile 5 yıl öncesine göre 5 kat daha hızlı üretimler gerçekleştirdiklerini ifade etti.

Yüksek kapasiteli üretimlerini, geliştirdikleri bayilik sistemi ile birlikte bundan sonra daha verimli kullanabileceklerini belirten Koçyiğit, Vefa Group’un “müşterilerine, kaliteli ve ekonomik ürünleri en hızlı şekilde sunmak” olan misyonunu hatırlatarak, “yeni partnerlerimiz ile birlikte vizyonumuzu ve misyonumuzu daha geniş bir coğrafyaya yayarak sektördeki lider konumumuzu pekiştireceğiz” ifadesini kullandı. Vefa Group’un ürün ve hizmetlerinin yanında uluslararası standartlara dayanan yenilikçi anlayışını da bulundukları bölgelere taşımak isteyen girişimcilere çağrı yapan Turan Koçyiğit, bayilik başvurularını almaya başladıklarını tekrarladı.

Beş marka da bayilik sisteminin içinde yer alıyor
Bünyesinde barındırdığı beş farklı markasıyla faaliyet gösteren Vefa Group, büyük inşaat şirketleri ve müteahhitlere çözümler sunduğu Vefa Prefabrike Yapılar markasıyla; ön üretimli hafif prefabrikeler ve modüler yaşam konteyneri üniteleri ile büyük projeler için kamplar, şantiye binaları, sosyal tesis binaları, acil yerleşim üniteleri ve ofisler kuruyor.

Profesyonellerin yanı sıra son kullanıcı ve bireysel kullanıcılar için çözümler sunan iki markasından biri olan Steelife ile galvanizli hafif çelik yapılardan lüks konutlar ve profesyonel kullanım için prestijli yapılar üreten Vefa Group, diğer markası Nestavilla ile ekonomik, pratik hazır konutlar ve estetik profesyonel binalar meydana getiriyor.

Vefa Group’un yarı mamul ve teknoloji desteği talep eden müşterileri için ortaya çıkardığı teknoloji markalarından biri olan ve panel üreten Neopan markası ise cephe ve çatı örtüsü olarak kullanılan sandviç paneller ile duvar olarak kullanılabilen kompozit paneller imal ederken, bir diğer teknoloji markası Profacto, ekonomik, taşıyıcı ve konstrüktif özel yapı profilleri üretiyor.

Vefa Group, üretime başlayan Neopan panel hattı ile duvar panellerini daha ekonomik ve hızlı üretmeye başladı.

Vefa’nın kendi üretim ihtiyaçlarını daha etkin bir şekilde karşılamak için tasarladığı Neopan kompozit panel hattı, yapılan testlerin ardından üretime başladı.

Vefa Prefabrik Neopan Panel Hattı Vefa Prefabrik Neopan Panel Hattı

2006 yılından bu yana prefabrik ve konteynır sistemlerine uygun formda panel üretimini seri bir şekilde gerçekleştirmek için ÜR-GE çalışmaları yürüten Vefa, yeni kompozit panel hattını devreye alarak bu çalışmalarını sonuçlandırdı. Sanayi yapıları için sandviç panel üreten sistemlerden yola çıkarak, kompozit panel form ve açılımlarını da sağlayan bir panel hattını tasarlayan Vefa, bu hedefini hızlı ve sorunsuz bir şekilde gerçekleştirmek için, alanında öncü olan üretici bir firma ile temasa geçti. Standart sandviç panel hatlarının özelliklerine ek olarak istenen form ve açılımları barındıran sistemin 7 ay süren üretim çalışmalarının ardından montaj sürecine geçildi. Panel hattının montaj ve devreye alma süreci ise 100 gün sürdü. Tesis planlama ve hazırlık çalışmaları ile başlayan, hattın üretim tesisine montajı ve üretime geçilmesi ile devam eden süreç yaklaşık 5 milyon Euro’luk bir maliyetle tamamlandı.

Vefa Prefabrik Libya Build 2009 Fuarı Katılım Belgesi Vefa Prefabrik Libya Build 2009 Fuarı Katılım Belgesi Vefa Prefabrik Libya Build 2009 Fuarı Katılım Belgesi Vefa Prefabrik Libya Build 2009 Fuarı Katılım Belgesi
Vefa Prefabrik Libya Build 2009 Fuarı Katılım Belgesi Vefa Prefabrik Libya Build 2009 Fuarı Katılım Belgesi Vefa Prefabrik Libya Build 2009 Fuarı Katılım Belgesi Vefa Prefabrik Libya Build 2009 Fuarı Katılım Belgesi

İzolasyon malzemesi olarak taş yünü
Vefa Group Yatırımlar Yöneticisi Metin Çelebi, 100 metre uzunluğundaki panel hattının, barındırdığı özellikleri ile Türkiye’de ilk ve tek olduğunun altını çizerek, böylece şantiye binalarının üretim kapasitesindeki limitleri ortadan kaldırdıklarını belirtti. Hedefledikleri sonuca başarı ile ulaşmaları sayesinde önemli maliyet avantajları da sağladıklarını kaydeden Çelebi, yeni hattın benzerlerinden farklarını şöyle anlattı: “Türkiye’deki standart panel hatları sadece sanayi yapılarına yönelik üretimler gerçekleştirdikleri için izolasyon malzemesi olarak poliüretan çekirdekli malzemeler kullanıyorlar. Yanmazlık sağlayamayan bu malzeme klasik sanayi yapıları için kabul edilebilir bir durum olabilir. Ama başta BDT ülkeleri olmak üzere dünyanın pek çok yerinde kullanılan şantiye binaları için belirlenen standartlara uygun bir malzeme değil. Biz yeni panel hattımız sayesinde izolasyon malzemesi olarak yanmazlık sağlayan taş yünü kullanabiliyoruz.”

Vefa Prefabrik Libya Build 2009 Fuarı Katılım Belgesi Vefa Prefabrik Libya Build 2009 Fuarı Katılım Belgesi Vefa Prefabrik Libya Build 2009 Fuarı Katılım Belgesi Vefa Prefabrik Libya Build 2009 Fuarı Katılım Belgesi

Bir yüzeyi betopan olan 1,25 m eninde paneller
Yanmazlık özelliğinin göz ardı edildiği ve daha ekonomik çözümlerin tercih edildiği durumlar için izolasyon malzemesi olarak EPS içeren panellerin üretilebildiği panel hattının, bu özelliği ile de benzerlerinden ayrıldığını belirten Metin Çelebi, en dikkat çekici noktaları şöyle açıkladı: “Panel hattının ürettiği panellerin bir yüzeyi sac diğer yüzeyi betopan olabiliyor. Ya da her iki yüzeyi sac olarak üretilebiliyor. Ve bütün bunlara ek olarak hattan eni 1,25 m olan paneller elde edilebiliyor.”
Yeni panel hattının tüm bu özellikleri standart panel hatlarının özelliklerine ek olarak barındırdığının altını çizen Yatırımlar Yöneticisi Metin Çelebi, Türkiye’de faaliyette olan panel hatlarından çıkan tüm ürünlerin Vefa’nın yeni hattıyla üretilebildiğini ifade etti.
Vefa, yeni panel hattından çıkan duvar panellerini, ürettiği prefabrik şantiye binalarında kullanmaya başlarken, böylece yeni panel hattının ürettiği ürünlerin ilk ihracatını da gerçekleştirmiş oldu.

Steelife, teknoloji yatırımlarına devam ediyor.

Steelife, krize rağmen 1 milyon dolar üzerinde yatırım yaparak Türkiye’de olmayan yeni bir sistemi daha makine ekipman listesine kattı. Amaç, üretilen yapıların mukavemet ve stabilitesini daha da artırmak.

Vefa Prefabrik Hayes CAD CAM Vefa Prefabrik Hayes CAD CAM

Depreme karşı güvenirliği ile diğer tüm teknolojileri geride bırakan çelik yapı sisteminin öncüsü Steelife, yaşanan ekonomik krize rağmen teknoloji yatırımlarını sürdürüyor. Yaklaşık 1 milyon dolara mal olan yeni sistemin en önemli özelliği Türkiye’de ilk defa Steelife tarafından kullanılıyor olması. Çelik yapı teknolojisinin yaygın olarak kullanıldığı ABD’de geliştirilen ve Avustralya’da yapılan çalışmalarla yazılım gücü geliştirilen yeni sistemi Türkiye’ye kazandıran Steelife, bu sayede kapasitesini artırmanın yanında ürettiği ürünlerin daha uzun ömürlü ve daha dayanıklı olmasına da katkı sağlamış oldu.

Steelife’in üretim hattındaki yerini alan ve statik hesabını da kendi içinde yapan CAD / CAM kontrollü duvar profil makinesi sisteminin sağladığı en önemli katkılardan biri yapılardaki mukavemetin daha da artırılmasını sağlayan ara bağlantı elemanlarındaki sistem değişikliği oldu. Buna göre ara bağlantı elemanları için kullanılan U profillerin yerini artık C profilleri aldı. Bir diğer avantaj ise sistemde üretilen yapı profillerinin birleşim noktalarında derin çökertme işleminin yapılabilmesi olarak öne çıktı. Bu sayede konstrüksiyon üzerine giydirilen dış cephedeki OSB, iç cephedeki alçıpan gibi malzemelerin profillere tam temas etmesini sağlayan vida ile birleştirme sistemine alternatif olarak cıvata ile birleşim yapma imkanı sağlanmış oldu.

Vefa Group Yatırımlar Yöneticisi Metin Çelebi, yeni sistemin sağladığı avantajlardan bahsederken, cıvata başlarının, oluşan derin çökertme sayesinde profil yüzeyi ile aynı seviyeye geldiğini belirterek, böylece vida ile bağlantıya göre % 50 daha iyi kopma dayanımı sağlandığının altını çizdi. Cıvata bağlantısının vida bağlantısı ile kıyaslandığında önemli avantajlar sağladığını belirten Makine Mühendisi Metin Çelebi, her şeyden önce matkap uçlu vidada zamanla oluşabilecek zayıflamanın oluşturacağı olumsuzlukların önüne geçildiğini ifade etti. Bu yeniliğin vida bağlantısı yapılan binaların güvensiz olduğu anlamına gelmediğinin altını çizen Metin Çelebi, amacın çok uzun zamanlarda oluşabilecek olumsuzlukları bertaraf etmek ve zaten standartların gerektirdiği mukavemeti sağlayan yapının mukavemetini daha da artırmayı sağlamak olduğunu vurguladı. Çelebi son olarak, yeni sistem sayesinde C profillerinin 50 ile 250 mm arasında değişen genişlik ayarının tamamen otomatik olarak yapıldığını kaydederek, Steelife’ın üretim kapasitesi ve hızına sağladığı katkılara dikkat çekti.

 
Steelife Facebook Sayfası Steelife Twitter Sayfası Steelife Youtube Sayfası
Yasal Uyarı